Sağlık Bilgileri
Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar
İdrar Yolu Taş Hastalığı
Sertleşme Problemi
Dr.Murat Bağışgil
 
Üriner Sistem
Üriner sistem böbrekler, üreter, ...
Diğer Yazıları
Sağlık Haberleri
Üriner Sistem
Üriner sistem böbrekler, üreter, mesane(İdrar kesesi)  ve üretradan oluşur. İdrar böbreklerde üretilir. Üreterler aracılığıyla mesaneye iletilir. Mesane vücutta üretilen idrarın depolanma yeridir. Mesanede biriken idrar belli bir hacme ulaşınca (Yaklaşık 150ml) idrar hissi oluşur ve idrar üretra yoluyla istemli olarak dışarı atılır.

BÖBREĞİN YAPISI

Böbrekler karın boşluğunun arka tarafında bulunan bir çift kırmızı-kahverengi; derinde yerleşmiş ve iyi korunan organlardır. Yapı olarak her bir böbrek iki kısımdan oluşur: Korteks (Dış Kısım) ve Medulla (İç Kısım).

 Korteks: İdrarın oluştuğu yerdir

Medulla: Çok küçük değişik büyüklükte kanallardan oluşur ve idrarı böbrekten üretere iletir.

Normal böbrek ağırlığı erkeklerde yaklaşık 150gr; kadınlarda yaklaşık 135gr. kadardır. Uzunluğu 10-12cm, eni 5-7cm ve kalınlığı 3cm. dir. Boyutlar cinsiyete olduğu kadar genel vücut yapısına da bağlıdır.

Böbrek Ne İşe Yarar?

Böbreğin 3 temel görevi vardır.

1-     Boşaltım: Kanı temizleyerek idrar üretirler. Vücudumuzda biriken atık ve zararlı maddeleri idrar olarak vücuttan atarlar.

2-     Düzenleyici Fonksiyon: Su, asit- baz dengesi ve kan basıncı gibi vücudumuz için hayati önemi olan fonksiyonları düzenlerler.

3-     Hormonların Salgılanması: Vücudumuz kemiklerinin güçlenmesi ve kan yapımında görevli bazı önemli hormonların yapım yeri böbreklerdir.

 

ÜRETER

Böbrek ile mesane (idrar torbası) arasındadırlar. Her bir böbrekten mesaneye uzanan birer tane üreter vardır.

Erişkinlerde yaklaşık 22-30 cm uzunluğundadır.

Kas liflerinden oluşmuş boru şeklinde yapılardır.

Normalde böbrekte oluşan idrarın mesaneye ulaştırılması pasif değil üreter kaslarının yukardan aşağıya dalga şeklinde kasılması sonucu gerçekleşen aktif bir olaydır.

Üreterin 3 adet darlığı vardır:

1.     Böbrek çıkışından hemen sonra

2.     Kalça hizasındaki büyük damarlar komşuluğunda

3.     Mesaneye girmeden önce

Bu 3 yerde üreterin çapı daha küçük olduğu için idrar yolu taşları takılabilir. Takılınca kolik tarzda (kıvrandırıcı) ağrılara neden olabilir ve idrarın böbrekten mesaneye geçmesi zorlaşır. Üreter taşın neden olduğu engeli aşmak için daha güçlü kasıldığında ağrılar da dayanılmaz hal alır.

MESANE (İDRAR TORBASI)

İdrarın depolandığı yerdir.

Yoğun kas liflerinden oluşmuştur.

Mesane dolduğunda yaklaşık 500ml. lik kapasiteye sahiptir.

Genişleme ve güçlü kasılma özelliğine sahiptir.

Kasıldığı zaman idrar mesaneden üretraya geçer.

ÜRETRA

Kanal şeklindedir, idrarı mesaneden dışarı atar.

Erkek ve kadınlarda farklı yapıya sahiptir:

                    Kadınlarda kısadır ve düz seyreder. Bu nedenle kadınlarda üretradan taşların geçmesi erkeğe göre daha kolaydır.

                    Erkeklerde uzundur ve 2 kez kıvrılma yapar ve daralır. Bundan dolayı taşlar bu bölgelerde takılabilir. Şiddetli sancı ve idrarda tıkanmaya sebep olabilir.

 

İdrarın Özellikleri Nelerdir?

Böbrekler sürekli olarak çalışırlar ve kanı atık maddelerden temizlerler. Böbreklerde kan filtre olur(kanın süzülmesi) ve bu işlem sonucunda idrar üretilir.

İdrar %95 oranında sudan oluşan sarı renkli bir sıvıdır. Sağlıklı bir insanda günde yaklaşık 1,2-1,7 lt kadar idrar üretilir. Günlük miktar ve idrarın içeriği; beslenme tarzı, ortamın sıcaklığı, kullanılan ilaçlar gibi bazı durumlara bağlı olarak değişir.

 

ÜRİNER SİSTEM TAŞLARI

Böbrek Taşı Nedir?

Üriner sistem taşları, böbrekte veya üriner kanalda görülen sert oluşumlardır. İdrarda çözülemeyen ve atılamayan maddelerin zamanla kristalleşmesi ve birikmesi ile oluşur.

Normalde idrarda kristal oluşumunu engelleyecek   koruyucu maddeler vardır. Ancak bazı insanlarda bu koruyucu mekanizma tam olarak çalışmayabilir ve kristalleşme, yani taş oluşumunun ilk evresi  başlayabilir. Eğer kristalleşme yeterince ufak boyutta kalırsa idrar yollarından kendiliğinden geçip düşebilir.

Üriner sistem taşları değişik oranlarda farklı kimyasal maddelerin bileşiminden   oluşmaktadır. En sık rastlanan tipi (Tüm böbrek taşlarının yaklaşık %85’i) kalsiyum içeren taşlardır. Kalsiyum; değişik oranlarda oxalat veya fosfat ile birleşerek taş oluşturabilir. Taş oluşumuna neden olan bu kimyasal maddeler normalde kişinin günlük diyetinde bulunmakta ve vücudumuzun kemik ve kaslar gibi önemli organların yapısında yer almaktadır.

Daha az sıklıkla rastlanan böbrek taşı tipleri; İdrar yollarında enfeksiyon nedeniyle oluşan Enfeksiyon taşları, bazı  metabolik,  beslenme  ve genetik bozukluklara bağlı olarak oluşabilen Ürik Asit, Sistin ve Ksantin taşlarıdır

 

Böbrek Taşları Kimlerde Oluşabilir?

Üriner sistem taş hastalıkları, antik çağdan beri görülmektedir. Tarihte bilinen en erken taş hastalığı yaklaşık 7000 yıl öncesine ait   Mısır’daki mumyalarda tespit edilen mesane ve böbrek taşlarıdır. Günümüzde taş hastalığı görülme sıklığı ülke coğrafyasına ve diğer bazı faktörlere bağlı olarak değişmekle beraber yaklaşık %2-5 arasındadır.

En sık görülme oranı 20-40 yaş arasında olup erkeklerde kadınlardan 3 kat daha fazla görülmektedir.

Yaşamı boyunca bir kez üriner sisteminde taş problemi yaşamış bir kişinin 1 yıl içerisinde aynı problemle tekrar karşılaşma olasılığı yaklaşık %10, beşinci yılda %35 ve 10. Yılda %50’dir.

Ailesinde üriner sistem taşı  hikayesi olanlar yüksek risk grubundadırlar.

Neden Böbreğimizde Taş Oluşur?

Bir insanda taş oluşumunda rol oynayan pek çok faktör olmasına karşın kesin nedeni tam olarak bilinmemektedir.

Genetik yatkınlık taş oluşundaki en önemli risk faktörlerinden biridir. Taş hastalığı olan bir kişinin ailesinde de taş hastalığı olma riski %10-40 arasındadır.

Coğrafi faktörler de taş oluşumunda etkindir. Dağlık, çöl veya tropikal bölgelerde yaşayanlarda taş görülme oranı yüksektir.

Beslenme alışkanlığı taş oluşumundaki en önemli risk faktörlerinden biridir.  Protein ve karbonhidratça zengin, lifli gıdalarca fakir diyet taş hastalığı riskini arttırmaktadır. Günlük alınan su miktarı arttıkça risk azalmaktadır.

Tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonları, bazı ilaçlar, geçirilmiş bazı barsak ameliyatları gut hastalığı gibi bazı metabolik hastalıklar da taş oluşumuna neden olmaktadır.

Hareketsiz meslek mensupları (Masabaşı  çalışanları) ve stresin de taş oluşumunda etkili olduğu düşünülmektedir.

Böbrek Taşının Belirtileri Nelerdir?

İlk ve genellikle en sık görülen yakınma şiddetli ağrıdır. Ağrı çoğu zaman ani başlar karında, sırtta veya kasıkta hissedilir. Ağrıya sıklıkla bulantı, kusma, terleme ve titreme eşlik eder. Taşın idrar yolunda hareket etmesi nedeniyle oluşan kolik tarzda ağrılara taş mesaneye yaklaştıkça idrarda yanma, devamlı idrar yapma ihtiyacı eşlik eder.

 Yine taşın idrar yolunda hareket etmesine bağlı olarak idrarda kan görülebilir.

Yakınmalara ateş ve titreme eşlik etmesi  enfeksiyon   belirtisidir. Böbrek  enfeksiyonları çok ciddi enfeksiyonlardır ve acil  tedavi gerektirir.

Böbrek Taşı Nasıl Teşhis Edilir?

Belirti vermeyen böbrek içi yerleşimli  taşlar genellikle check-up sırasında yapılan radyolojik tetkiklerde tesadüfen saptanır.

Ağrısı ve idrar tahlilinde kanaması olan hastalarda direkt radyolojik grafi, ultrasonografi veya bilgisayarlı tomografi gerekebilir.

 

Böbrek ve İdrar Yolu Taşlarında Tedavi

Hangi Taşlar Tedavi Gerektirir?

Tüm böbrek taşları aktif tedavi gerektirmemektedir. Eğer böbrek yerleşimli bir  taş küçük (4mm den ufak taşlar)  ve herhangi bir şikayete neden olmuyorsa, böbrek ve idrar yollarının sağlığı açısından risk oluşturmuyor ve gelecekte taşın problem yaratma olasılığı zayıfsa kişinin de durumu göz önüne alınarak takip programına alınabilir.

İdrar  yoluna (üreter)  ilerleyen taşlarda;  taş kendiliğinden düşebilecek kadar küçük, hareketli ve yakınmalar çok fazla değilse; idrar yolunda tıkanıklık yaratmıyor ve enfeksiyona sebep olmuyorsa bir süre kendiliğinden düşmesi beklenebilir. Genellikle 4mm den küçük, hareketli, yüzeyi düz  taşlar bu kategoriye girerler. Taşın düşmesi beklenirken hastanın yakınmalarına yönelik ilaç tedavisi verilebilir.

İdrar yolunda ilerlemeyen ve  tıkanma, enfeksiyon, şiddetli ağrı ve kanamaya neden olan taşlarda beklenmeden tedaviye başlanmalıdır.

Takip altına alınan ve takiplerde büyüdüğü saptanan;  5mm. ye ulaşan böbrek taşlarında da yakınma olmasa bile tedavi  gereksinimi vardır.

Bazı meslek grupları (Uçak mürettebatı),  sık seyahat eden kişiler, sağlık merkezlerinden uzak kırsal alanda yaşayan kişilerde de taşlar temizlenmelidir.

 

Tedavi Prensipleri

 

1-     Acil Tedavi:

Hastalar genellikle ‘kolik’ adı verilen ve üreter kaslarının kasılması sonucu ortaya çıkan çok şiddetli ağrı ve buna eşlik eden bulantı hissi ile Acil servislere başvururlar.  Ağrının taş kaynaklı olduğundan emin olunduktan sonra ilk yapılması gereken genellikle I.V. (damardan enjeksiyon ) veya I.M.(Kalçadan enjeksiyon) yolla ilaç verilerek ağrının giderilmesi ve hastanın rahatlatılmasıdır.

 

Sonrasında taşın bir obstruksiyona (tıkanmaya) neden olup olmadığı araştırılır. Enfeksiyon varlığı idrar tahlili ve kültürü ile araştırılır. Enfeksiyon şüphesi mevcutsa idrar kültür sonucu beklenmeden (genellikle birkaç günde sonuç belli olur) antibiyotik tedavisine başlanır.

 

Sonrasında taşın büyüklüğü, yeri, idrar yollarının durumu ve taşın yol açabileceği olası problemler göz önüne alınarak takip programı veya aktif tedavi metodlarından hangisinin uygulanacağına karar verilir.

 

2-     Üriner Sistem Taşları Takip Programı

 

Hastaların belli aralıklarla şikayetleri, idrar ve kan tetkikleri, röntgen bulguları değerlendirilir. Değişiklik saptanması halinde kişinin yakınmaları ve taşın durumuna göre aktif tedavi metodlarından birine karar verilir.

 

3-     Üriner Sistem Taşlarında Aktif Tedavi Metodları

Aktif tedavi metodları  Girişimsel Olmayan (Non-invaziv) bir tedavi metodu olan ESWL (Taş Kırma) ile  Girişimsel (İnvaziv) İşlemleri kapsar.

 

ESWL (Vücut Dışından Taş Kırma Tedavisi) – Extracorporeal Shock Wave Lithotripsy

Günümüzde aktif tedavi gerektiren taşların yaklaşık olarak %85’i ESWL ile tedavi edilir. Klinikte ilk kez 1980 yılında uygulanmaya başlanmıştır ve üriner sistem taşlarının tedavisini dramatik olarak değiştirmiştir. ESWL öncesinde idrar yolunda tıkanma yaratan ve düşmeyen taşlar açık ameliyat gerektirirken günümüzde ESWL ile taşlar küçük parçalara ayrılmakta ve idrar yolundan atılmaktadır. ESWL girişimsel olmadığı gibi anestezi gerektirmeyen ve kişinin günlük yaşantısını etkilemeden yapılabilen bir işlemdir.

Üreter taşları ve 2 cm e kadar olan böbrek taşlarında ilk tedavi seçeneği ESWL olarak önerilmektedir.

 

ESWL Sırasında Ne Olmaktadır?

Tedavi sırasında Litotripter (Taş Kırma Cihazı) tarafından vücudun dışında bir şok dalgası oluşturulmakta ve hastaya temas eden bir su yastığı aracılığıyla vücut içine yansıtılmaktadır.

Taşkırma cihazının jeneratörünün kapalı ve küçük bir ortamda (hava veya su içerisinde) oluşturduğu ani enerji  salınımı;  yüksek enerji dalgalarına (şok dalgası) neden olmaktadır. Şok dalgasının su veya benzer yoğunluktaki (örn. insan vücut dokuları) dokuların içerisinde yayılımı ve ilerlemesi akustik Fiziği kanunlarına uygun olarak gerçekleşir.  Şok dalgasının vücut içerisinde  akustik dirençleri farklı dokular arasında (yumuşak doku-taş)ilerlemesi doku sınırlarında ( taşın yüzeyinde) sıkıştırma kuvvetinin doğmasına neden olur. Oluşan bu sıkıştırma kuvveti rastlanılan dokunun (idrar yolundaki taş) gerilme direncinden yüksek olması durumunda taşın ön yüzünde çatlama meydana gelir. Şok dalgasının taşın arka yüzüne geçen kısmı geri yansıyarak taşta çatlama ve kırılmaya neden olmaktadır. Şok dalgasının içinden geçtiği diğer dokulara herhangi bir zararı bulunmamaktadır.

ESWL sırasında amaç taşı 1mm. den küçük fragmanlara ayırarak ağrısız ve sorunsuz bir şekilde idrarla atılmasını sağlamaktır.

ESWL sırasında taş cihazın ekranında görüntülenir, odaklama yapılarak şok dalgalarının ulaşması  gereken yer belirlenir ve işleme başlanır. ESWL  hastanın yatışı ve anestezi almasını gerektiren bir tedavi  değildir.

GİRİŞİMSEL İŞLEMLER.

 

Üreteroskopi:          Üreteroskopi, ince endoskopik aletlerle idrar yolundan girilerek taşın bulunduğu yerde kırılması ve alınması yöntemidir. Küçük taşlar üreteroskopi sırasında özel basket kateterler yardımıyla çıkarılabildiği gibi daha büyük taşlar vücut içinde kırılması gerekebilir. Özellikle üreterin alt kısmında geçişe direnen taşlar için tercih edilen bir yöntemdir. İşlemin yapılması anestezi ve hastane yatışı gerektirmektedir.

 

Perkütan Nefrolitotripsi:          Genellikle 2.5-3cm. den büyük böbrek taşları için kullanılan tedavi yöntemidir. Operasyon sırasında vücudun yanında iğne yardımıyla böbreğin içine girilir. Böbreğe ulaşan bu yol genişletilerek böbrek içine özel optik cihazlar yerleştirilir ve taş böbrek içinde kırılarak vücut dışına çıkarılır.

 

Üreteroskopi ve Perkütan Nefrolitotripsi uygulamaları ameliyat sonrasında ESWL tedavisi gerektirebilmektedir.

 

Açık Cerrahi:          ESWL, üreteroskopi ve perkütan nefrolitotripsi uygulamalarının giderek yaygın olarak yapılması nedeniyle günümüzde böbrek ve üreter taşları için açık cerrahi nadiren gerekmektedir. Genellikle diğer tedavi metodlarına yanıt vermeyen ve taş büyüklüğü çok fazla olan durumlarda gerekmektedir.

 

 

4-     Taş Oluşumunun Engellenmesi

 

Böbrek ve kanallarındaki taşların hem düşürülmesine yardım etmek, hem de yeniden oluşmasını önlemek üzere taşın cinsine bağlı olarak beslenme tavsiyelerinde bulunulur.

 

Bütün böbrek taşlarının gerek litotripsi (taş kırma işlemi) uygulanmadan, gerekse uygulandıktan sonra atılımını kolaylaştırmak için en önemli davranış bol sıvı (özellikle su) almaktadır. Böbrek taşının türü sistin taşları şeklinde ise özellikle bu taşların yeniden oluşumunu önlemek amacı ile su alımı son derece önemlidir.

 

Böbrek taşı bulunan bir kişinin her öğün sırasında ve yatmadan önce bol miktarda su içmesi, hayvansal protein alımını kısıtlaması, lifli diyeti tercih etmesi, tuz tüketimini azaltması, düzenli egzersiz yapması (hareketli yaşam tarzı), stresden   mümkün olduğunca uzak durması gerekmektedir.

 

İdrar yoluyla dışarı atılan taş veya parçaları yakalanırsa taşın yapısını tespit etmek için  biyokimyasal analiz, idrar ve kan analizi yapılmaktadır. Tüm bu tetkiklerin sonucuna göre kişiye özel diyet ve ilaç tedavisi düzenlenebilir.